Bursa Tarihi – Güzel Bir Yazı
By Ozan ÅžENSILAY on Eki 25, 2009 in Genel
Bütün ünlü ve güzel kentlerin masalla gerçeğin birbirine karıştığı ama masalın ağır bastığı kuruluş söylenceleri vardır.
Aslında söylence, o kentin güzelliÄŸini çarpıcı hale getiren “takı” sı gibidir. Hani ak gerdandaki “beÅŸibirlik” misali yada tarihsel önemini vurgulayan olaÄŸan üstülüklerle dolu bir anıtsal “anılar demeti”dir.
Bursa, Osmanlı dönemine gelinceye deÄŸin pek de önem yüklenen bir kent deÄŸilmiÅŸ.Ama öyle anlaşılıyor ki, Hazreti Süleyman ın konup ta gönül eylendireceÄŸi varsayılacak kadar güzel bir “baÄŸ-ı irem”miÅŸ.(yani cennet bağı, bahçesi)
Her söylencenin bir güzel anlatımı vardır. Bursa’ nınkini rahmetli Eflatun Cem Güney ÅŸiirselleÅŸtirmiÅŸtir, bakın şöyle:
Söylenceye göre, alnında peygamberlik nuru yanan… Hazreti Süleyman, bir gün saÄŸ yanında saÄŸ veziri, sol yanında sol veziri gelir UludaÄŸ’ ın yamaçlarına konar. AÅŸağı bakar ki, cennet serili ayaklarının altında. Süleyma’nın gönlünde hep Belkıs vardır ya, buraya “Bir saray yaptıralım, köşkü beraber, içinde bahçesi,suyu beraber… Bu saraya güzeller güzeli Belkıs’ ın tahtını kuralım; bu bahçeye de dilediÄŸi gülü, bülbülü konduralım ve lakin anahtarı bende kalsın” der vezirlerine…
Süleyman bu, ne isterse olur aslında bütün Süleymanlar da öyledir ya, saray kurulur köşkü beraber, evrenin dört bir yanında ela gözlüler -niye mavi deÄŸil.Anlamam ya- gelip yerleÅŸirler saraya, köşke. Güzeller güzeli Belkıs da çıkar tahtına oturur. Yine göklerde uçarken, Süleyman’ ın saÄŸ veziri, saÄŸ gözüyle durumu görür ve;
“Cennet burası” der usulca.
MeÄŸer sol vezirin sol kulağı ağır iÅŸitirmiÅŸ “Cennet Bursa” anlamaz mı?
O günden sonra Bursa kalır, güzelim kentin adı.(o güzelim kent diyorum, çünkü bu kentin “güzelim” tarafı pek kalmadı.)
PEKİ YA GERÇEK
Söylence böyledir de , Bursa’ nın gerçeÄŸe en yakın kuruluÅŸ öyküsü nasıldır?
ÇeÅŸitli söylentiler vardır. Bunların en akla yakını Söylence; Kartaca kartalı Hanibal, Roma ile sürdürdüğü amansız savaÅŸlar sonunda yenilip de ordusu dağılınca, kaça kaça en sonunda İÖ 189 da Bithynia Prusias’ e sığındı. Üstün yeteneklerini onun hizmetine sundu, savaÅŸlarda onun yardımcısı oldu. Bu birliktelikleri sırasında, güçlü olasılıkla, Oliympos Mysios’ un kuzey yamaçlarında bir küçük plato üzerinde kurulu bulunan antik kent Atussa’ yı ele geçirdiler, önce yakıp yıktılar; taÅŸ üstünde taÅŸ, omuz üstünde baÅŸ koymadılar. Sonra da harabeye çevirdikleri eski kentin üzerinde bir kent kurdular. Dönemin geleneÄŸine uygun biçimde, bu yeni kente Kral Prusias’ ın adını verdiler : PRUSA
HANİBAL, dostu Prusias’ın kendisini Roma’ ya teslim etmeye hazırlandığını haber alınca ilkin kaçmaya çalışmış, ne varki kurtuluÅŸ umudu kalmayınca İÖ 183′te Gebze yakınlarında kendini öldürmüştür. Bu duruma göre Prusa, İÖ 189′la 183 arasında kurulmuÅŸ oluyor.
Elbette kesin deÄŸil…
BİLiNEN TARİH
PRUSA ilkin İÖ 74′ te Roma’ nın egemenliÄŸine geçti, ardından Bizens’ ın payına düştü. VI. yüzyıldan Juntunianus’ la Theodora kenti ÅŸenlendirdiler. 955′te Hamdanileri’ in eline geçtiÄŸi ve 23 yıl süreyle Bizans’ tan koparıldığı söylenir ise de, bunu kanıtlayacak yeterli veri yoktur. Sonra 1078′ lerde İznik’ te Türk Devleti kurulunca, kısa sürede bu egemenliÄŸi tanıdı. 1204′ten sonra bir ara Latinler’in eline geçti mi pek bilinmez.
Gerçi Justinianus ve Thedora döneminde, KeÅŸiÅŸler savladığına göre kamış bastonlarının içinde Çin’den ipekböceÄŸi yumurtası getirirler. Prusa ve Mora öylece ünlenir. Ama zamanla Köhner bu güzelim kent, Bizans’ taki feodalbeyler-İmparatorluk erki çatışmasının arasında sıkışıp güdükleÅŸir.
BİR BÖYLE KENTE HASRET
Gün Gelir, Osmanlı geleneÄŸine göre 30 aralık 1299′ da Bilecik’ te adına hutbe okutan bir uç beyi OSMAN GAZİ Prusa’ ya hayran kalır. Işıklardan Hisar üstünde akÅŸam güneÅŸi vurdukça parıldayan Gümüşlü Kümbet’ e (Aya Elia Manastırı Klisesi) bakaraktan oÄŸlu ORHAN GAZİ’ ye vasiyet eder:
“Beni öldükten sonra, Bursa’da ÅŸu Gümüşlü kubbenin altına koy.” NEÅžRİ der ki: “o vakit kafirler manastırı yeni örtmüşlerdi, gümüş gibi yalabırdı, uzaktan gören gümüş sanırdı.”
ÖYLECE Prusa fethedilip, Brusa oldu, sonra da Türk diline uyum saÄŸlayarak Bursa’ ya dönüştü. Bizans kaynaklarında Bursa’ nın nezaman ve nasıl düştüğü yazılı deÄŸildir. Ama son yıllarda bulunan bir manzum kayıtta “6 Nisan 1326″ tarihi vardır ve bu benimsenmiÅŸtir.
Peki bu fetih savaşla mı gerçekleşti?
Yanlız NeÅŸri Osman Gazi’ nin ölümü üzerine tekfurun tuzağına düşürüldüğü öyküler öteki kaynaklar yıllar süren abluka sonucu Tekfur Bursuk’ un – ki galiba o da Türk asıllıdır – anlaÅŸmayla kaleyi terk ettiÄŸini Gemlik ‘ e kadar güvenle götürülüp oradan gemilerle İstanbul’ a gittiklerini yazarlar. Tarihçi Hammer ise, Osmanlının “30 bin duka vire” geleneÄŸinin Bursa’ da ortaya çıktığına iÅŸaret ederek, o güne lanet okur.
HIZLA GELİŞİR BURSA
Ve Bursa’ nın Osmanlıyla birlikte yıldızı parlamaya baÅŸlar. Önce kale içine sıkışmış bulunan kent dışarı taşırılır. Her denli Orhan ve kardeÅŸi Alaattin kale içinde de bayındırlığa giriÅŸirlerse de (MESCİT ALAATTİN CAMİSİ, TEKKESİ HAMAMI gibi) asıl olarak kale dışında Osmanlı’ nın kuruluÅŸ dönemi ideolojisi gereÄŸi hızlı bir yapılaÅŸma baÅŸlar.
Orhan Gazi o zamanlar Gökdere’nin sel yatağı halinde olan bu günkü kent merkezinde ORHAN CAMİSİ’ ni EMİR (BEY) HANI’ nı ve HAMAM’ını yaptırır. Böylece giderek geliÅŸip büyüyecek İstanbul’ un fethine deÄŸin DoÄŸu-Batı ticaretinin önemli merkezi olacak Bursa’ nın çekirdeÄŸi oluÅŸmuÅŸ olur.
XVI. yüzyıla deÄŸin Bursa hızlı geliÅŸmesini sürdürür. Eski kenti kuÅŸatan tepeler birbiri ardından görkemli yapılarla donatılır. Yani eski Prusa’ nın sınırları merkezden bir hayli uzaklara taşınır.
Kaynak : Güveçevi
![[Google]]( http://www.sensilay.com/wp-content/plugins/easy-adsenser/google-light.gif)
Post a Comment
You must be logged in to post a comment.